Makedonca "Skopje" denilen Üsküp, Makedonya Cumhuriyeti'nin baskentidir. Vardar nehrinin kiyisinda bulunan kentin nüfusu 1990 itibariyla 504 bindi. Ancak Bosna-Hersek'ten sonra Kosova'da meydana gelen kargasa sirasinda sehir, çok büyük miktarda göç aldi.
Antik Skupi sehrinin yerinde, Illiryalilar tarafindan MÖ. 5'inci yüzyilin sonunda kuruldugu belirtilen Üsküp, MÖ. 168 yilinda Romalilarin eline geçti. MS. 395'de Bizans Imparatorlugu'nun payina düsen Üsküp, 8'inci yüzyilda yine bir Türk imparatorlugu olan Avarlarla tanisti. Onlari 9'uncu yüzyilda bir baska Türk devleti olan Bulgarlar izledi. 11'inci yüzyilda yeniden Bizans imparatorlugu'nun yönetimine giren Üsküp, 14'üncü yüzyila gelindiginde "Skopiye" adiyla Sirp kralliginin baskentligi görevini yapti.
Üsküp'ün Osmanli Imparatorlugu egemenligi altina girmesi ise 1389'da oldu. Bu tarihten itibaren bir sancak merkezi yapilan Üsküp, Fatih Sultan Mehmet tarafindan Rumeli Beylerbeyiligi'ne bagli eyalet merkezi yapildi. Osmanli Imparatorlugu döneminde önemli bir yönetim ve ticaret merkeziydi. ancak, Osmanli Devleti dönemine iliskin izlerin bir bölümü, özellikle 1963'te 2 bin kisinin ölümüyle sonuçlanan büyük depremde yok oldu ki, Üsküp'ü modern bir sehir görünümüne büründüren girisimler de bu tarihten sonra basladi. Sehire demir-çelik, kimya, tekstil, gida sanayii fabrikalari kuruldu.
1683'te basarisizlikla sonuçlanan II. Viyana kusatmasindan sonra Avusturyalilarin isgaline ugrayan sehir kalesi 1689'da General Piccolimini tarafindan yiktirildi.1690 yilinda tekrar Osmanli topraklarina katilan Üsküp, Osmanli Imparatorlugu Avrupa ve Balkan cografyasinda eski etkinligini yitirdigi için yavas yavas önemini kaybetti. 1863'te Nisle birlestirilerek vilayet merkezi yapilan Üsküp, 1869'da Iskodra'ya bagli bir vilayete dönüstürüldü. 1881'de bir ara ayaklanan Arnavut milliyetçilerinin eline geçen Üsküp, 1888 yilinda Kosova vilayetinin merkezi yapildi. Kosova Valisi Mazhar Bey'in Üsküp'ü yeniden imar etmek içi Kosova vilayeti sinirlari içinde gümrük vergisi uygulamasina geçmesi, halkin isyanina neden oldu. kanli sokak çatismalari, Padisah V. Mehmed Resad'in 1911 yilinda Kosova gezisine çikmasiyla durdu.
1912'de baslayan Birinci Balkan savasinda Sirplarin eline geçen Üsküp, o tarihten itibaren Osmanli devleti egemenliginden çikti. 1915'te Bulgarlar tarafindan Sirplardan alinan Üsküp, Birinci Dünya Savasi sonlarinda, Fransiz birlikleri tarafindan Bulgarlardand alindi. Ikinci Dünya Savasi'nda Alman ve Bulgarlar tarafindan isgal edilen sehir, 1944'de Partizanlar tarafindan geri alinarak Yugoslavya bütünlügü içindeki yerini aldi. Tarih boyunca topraklari Yunanlilar, Bulgarlar, Arnavutlar ve Sirplar arasinda pay edildigi için tarihsel sinirlarinin bugün küçük bir parçasinda kalan Makedonya'nin baskentligi görevini yürüten Üsküp, Yugoslavysa Federasyonu döneminde tarihteki önemini koruyamadigi için varligini mütevazi bir sehir olarak bugünlere kadar getirdi.
Yakın Türkiye Tarihinde Önemli Bir Şehir: Manastır
Makedonyalıların bugün "Bitola" diye isimlendirdiği kente Osmanlı İmparatorluğu döneminde, çevresindeki manastır kalıntılarından ötürü "Manastır" adı verildi. Manastır'ın Osmanlı Devleti'nin topraklarına katılması, Sultan I. Murat döneminde oldu. 1378'de Kara Timur Paşa tarafından ele geçirilen şehir, Rumeli eyaletine bağlı bir sancak merkezi yapıldı. Balkanların dağlık bölgelerine yapılan seferlerde, müstahkem bir üs olarak kullanıldı. Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra, Makedonya'yı oluşturan üç vilayetten (Vilayet-i Selase) birisi olan Manastır, aynı zamanda Üçüncü Ordu'nun da merkezi yapıldı. Üçüncü Ordu'nun merkezinin Manastır'a alınmasıyla birlikte, şehre birçok okul yaptırıldı. 1882'de yatılı okula dönüştürülen Manastır Askerî İdadîsi de aynı dönemde açıldı. Mustafa Kemal'in 1895'ten itibaren okuduğu Manastır Askerî İdadîsi Osmanlı Devleti'nde önemli roller üstlenecek yöneticileri yetiştirdi. 20'inci yüzyılın başlarında dönemin en modern şehirlerinden birisi haline gelen Manastır, 33 yıl Osmanlı Devleti'ni yöneten Padişah II. Abdülhamit'e karşı oluşan muhalefet hareketinin askerî kanadının toplandığı yerdir. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yayın organı Neyyir-i Hakikat Gazetesi de burada yayınlandı. 1908'deki II. Meşrutiyet ilanına yol açan gelişmeler de burada başladı. Birinci Balkan Savaşı sırasında 18 Kasım 1912'de Sırpların eline geçen şehir, 10 Ağustos 1913'te Bükreş'te imzalanan anlaşmayla resmen Sırbistan'a bırakıldı. Manastır'da, Osmanlı'dan günümüze kadar ulaşan eserlerin başında; saat kulesi, 16'ıncı yüzyılda yapılan Yeni Cami, İshakiye Camii, Manastır Bedesteni, tarihî Postahane ve Manastır Askerî İdadisi binası bulunuyor. Diğer taraftan bugün müze olarak kullanılan Manastır Askeri İdadisi binasında, bir de "Atatürk Anı Odası" açılmış durumdadır. Bina girişindeki tabelada; "Çağdaş Türkiye'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk 1898 yılında Askerî İdadi'yi bu binada bitirdi" ibaresi yer alıyor.
Ohri, Makedonya'nın Arnavutluk sınırında bulunan ve kendisiyle aynı ismi taşıyan gölün kıyısında kuruludur. 26.400 nüfusa sahip olan şehir, antik Liknidos şehrinin yerinde kuruldu. 9'uncu yüzyılda rahip Clemens ve Naum tarafından Hıristiyanlık merkezi haline getirilen şehir, 997'den 1018'e kadar Patriklik Merkezi olarak kullanıldı. Bu tarihten 1767'ye kadar bağımsız başpiskoposluk olarak varlığını sürdürdü. Ohri, Sultan I. Murat döneminde, 1385 yılında Çandarlı Hayrettin Paşa tarafından Osmanlı Devleti topraklarına katıldı. Manastır vilayetine bağlı bir sancak merkezi yapılan Ohri, Arnavutluk içlerine düzenlenen saldırılar için üs olarak kullanıldı. Balkanların tarihsel sürecini aynen yaşayan Ohri, Birinci Balkan Savaşı sırasında Sırp ve Karadağ askerleri tarafından ele geçirildi. 1913'teki Londra Anlaşması'yla da Sırbistan'ın egemenliğine bırakıldı. Uzun süre Türk hakimiyetinde bulunan Ohri'de, Osmanlı döneminden kalan bazı eserler halen ayaktadır. Bunlardan bazıları; Haydar Paşa Camii, Kuloğlu Camii, Hacı Hamza Camii, Halvetî Tekkesi, Ali Paşa Camii, Hacı Turgut Camii ve restore edilmiş bir hamam. Nüfusunun çoğunluğunu Müslüman Arnavutların oluşturduğu Ohri ve çevresindeki köylerde halen çok sayıda Türk yaşıyor. Kentteki Türkler son derece duru bir Türkçe konuşmaktalar.
Göçmen Medya "Özgür bir platformdur" tüm alt sayfaları Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na tabidir ve içeriğine ilişkin her türlü ses, görüntü, tasarım, yazı içeren bilgi, belge ve her türlü fikri ve sınai haklar ile tüm telif hakları ve diğer fikri ve sinai mülkiyet hakları Göçmen Medya Yayıncılık, Elektronik Bilgilendirme ve Haberleşme Hizmetlerine aittir. Unutmayınızki! burada yazmış; olduğunuz her yazı Resmi Gazete'de yayınlanmış yazıyla eş değerdir, Göçmen Medya Sitesi 5651 Sayılı yasada tanımlanan, yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre,site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz "Uyar ve Kaldır" prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, mail adresinden bize ulaşabilirler. Sitemizde yer alan video, program benzeri içerikler google, yahoo, movshare, 4shared gibi sitelerde barındırılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında yazılı olan ilgili tüm kanunlar burada da geçerli olup aksi davranışlar ilgili üyeyi bağlamaktadır. Hukuki gereksinimler haricinde üyelerimizin kişisel bilgileri saklı tutulur, gerçek bilgileri verilmez.